Koruyucu Aile olma isteğim her zaman paylaştığım, biyolojik anne olduktan sonra iyice alevlenen, artık kendime engel olamayacağım kadar doruk noktaya çıkan bir hal almıştı. Zamanı gelmişti demek, durmanın, beklemenin bir anlamı yoktu artık. Tüm bu süreci blogcuanne de anlattım ve anlatmaya da devam edeceğim.

Aralık 2015 de başlayan başvuru, evrak toplama, incelenme gibi işlemler Mart 2016 da son bulmuş ve biz artık beklemeye başlamıştık…

E peki ne oluyor şimdi? Bekliyoruz. Karnınız büyümeden, tekme yemeden doğumu beklemek ve ne zaman doğacağını bilememek çok acayip bir duygu. Hiç kendinize benzemeyecek olan, şu ana kadar ki hayatında hiç bir yeriniz olmayan bir çocuğa aile olabilmek aslında çok harika ve bir o kadar da zor olacak. Bebeklik fotoğraflarının albümünüzde yer almadığı, bambaşka bir hayattan kopup gelmiş bir yavru. Öyle yavrular ki bunlar, hikayeleri bazen gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğumuz, bazen uzaklardan birilerinden duyduğumuz hep “vah vah” dediğimiz yavrular. Belki onlar bambaşka bir yerde bambaşka bir zamanda var oldu ama kim bilebilir ki kiminle ve ne zaman karşılaşacaklar.

İşte ben, yıllarca kalbimde büyüttüğüm, araştırdığım, okuduğum, yazdığım, konuştuğum ve peşine düştüğüm kızıma kavuşacağım. Belki aylar kaldı…

 

Çılgınca bir heyecan içerisindeyim. Bu biyolojik hamileliklerden daha farklı bir heyecan. Kanatları olan ama uçmayı öğrenememiş bir yavru kuşu, kanatlarım arasında sarıp önce güvenini kazanacak sonra da ona uçmayı, kendi olmayı, özgüveni, ezilmemeyi, mutlu olmayı, istediği kadar ağlayabilmeyi, özgür olmayı, özgürce sevmeyi öğreteceğim. Kız çocuk istememdeki içten gelen arzu belki de bu yüzden. Mutlu bir kadın yaratmak.

 

Tüm etrafımı çocuklar ile doldurabilecek kadar çok seviyorum ve iyi anlıyorum çocukları. Ve o kadar savunmasızlar ki en vahşi, en yaramaz, en acımasız görüneni bile çocuk… Kim bilir neler yaşadı da kendini o şekilde savunmaya aldı?

Hayatındaki en beter şeyleri ailesinden bir erkeğin yaptığı ve hayatı mahvolan bir küçük kızın, hala o erkeği öldürmek parçalamak yerine bir yerde tutup başka çocuklara zarar vermesini engellemeyi istediğini biliyor musunuz?

Başka bir küçücük kızı, daha yeni doğmuş kardeşleri ile eve kapatıp iki gün eve gelmeyen anneye ne demeli?

Kendisi sokağa bırakılıp, başka bir şehire giden annesinin başka kardeşler yapıp onlara baktığını bilen bir çocuk ne yapsın?

Annesini öldüren babasının, onu görmek istemesi nedeniyle hapishaneye ziyarete gitmek zorunda kalan diğer yavru. Ne hissetsin?

Yuvada yatarken onu yatıran bakıcı anneye “Sabah beni sen mi kaldıracaksın?” diyen bir yavru. Kime bağlansın?

Oysaki bizim yavrularımız pamuklara sarmalanıp sarıldı. Her davranışımızı ölçüp biçip aman psikolojisi bozulmasın diye bin kere düşünerek yapıp, konuştuk. Ah bizim güzel yavrularımız. Peki ya diğerleri? Yanlarında anneleri dayak yiyenler, yanlarında anneleri başka adamlarla birlikte olanlar, yanlarında babaları alkolik olup gece herkesi kaldırıp sokağa atanlar. Bu çocuklar gece çığlık atarak uyanıyorsa, altına ıslatıyorsa, dersleri kötü ise… Bu çocuklar “tü kaka” mı? Uzak mı durulmalı?

İşte bu yavrulardan biri gelecek bizim ailemize. Evet ben kafayı mı yedim? Evet neden ki? Evet kendi çocuklarımda varken? Bir sürü lakırtı…

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK… Can kızım bir yerlerde bekliyor ve biz aile olacağız ona. Ailece yapabileceğimizden hiç şüphem yok.

Bu konuda inancım tam… Her şey çok güzel olacak..